UMUT - Süleyman S. Aras

5.4.2008 - La Yükellifullahû Nefsen İlla Vüs’aha

Kur’an-ı Kerim’in ikinci ve en uzun sûresi olan Bakara Sûresi’nin son ayeti (286. ayet) yazımın başlığındaki o müthiş psikolojik terapiyle başlar. La yükellifullahû nefsen illa vüs’aha:  “Allah, hiçbir (canlı-cansız) nefse taşıyabileceğinden fazla yük yüklemez.”

 

Hem birey olarak omuzlarımızda ağır yükler var hem de toplum olarak çeşitli imtihanlardan geçiriliyoruz. Bizim imtihan unsurlarımız sadece ahirete yönelik yapmamız gereken şeyler değildir. Dünyalık duruşumuz, çizgimiz, kültür ve medeniyete katkımız yani dünyanın imarına koyduğumuz tuğlalar da imtihanımızın sonucunu etkileyecektir.

 

Başımızı kaldırıp ileriye doğru baktığımızda sırtımızdaki yükün (ki artık biz yükten değil yüklerden bahseder hale geliyoruz) taşınamaz boyutlarda olduğunu düşünüyoruz. Zaman zaman isyan ediyoruz, “bir insana bu kadar yük yüklenir mi?” diye.

 

Bir yanda omuzlarındaki yükten şikâyet edenlere rastlarken diğer tarafta daha fazla yükün altına girip diğer insanların veya başka canlı ve cansız varlıkların yüklerini hafifletmeye çalışan insanları da görüyoruz.

 

Belki en ideali başkasına yük olmadan sadece kendine düşen görevi yapmak gibi düşünülebilir. Bunun aksini düşünüp daha fazla yükün altına girme erdemi de alkışlanabilir. Hatta alkışlanmalı da. Bu bizim paylaşım kültürümüz değil midir?

 

Ruhen ve bedenen taşınamayacak gibi görünen tüm yüklerimiz zahiri olarak ne kadar ağır da olsa manen altından kalkılamayacak yük (iş) yoktur. Birey ve toplum olarak o kadar düşer kalkarız ki, arkamıza dönüp baktığımızda, tarihin, dizlerimizin yaralarından sızan kanlarla yazıldığını düşünmeden edemeyiz. Her düşüşümüzden sonra kalkarız mutlaka. Kalkarız da önemli olan düşmekle kalkmak arasında geçen sürenin uzunluğudur. Bazen düşer kalırız ve o bizim son düşüşümüzdür. Bazen de yıllar süren bir çırpınıştan sonra ancak kalkarız. Bu kalkma süresinin önemi birey düzeyinden toplum düzeyine geçince daha da artar. Çünkü bireyin ömrü kısadır; fakat toplumun ki öyle mi? Kendimizden örnek verecek olursak ortalama ömrümüz seksen yıl bile değilken Türk milleti olarak toplumumuzun ömrünün iki bin yıldan daha fazla olduğunu biliyoruz.

 

Bu iki bin yıllık sürece baktığımız zaman, hiç de az sayılamayacak kadar düş-kalk yaşamışız. Omuzlarımızdaki yükten yıldığımız dönemlerde biraz köşemize çekilmiş, bu tür durumlarımıza fetret devirleri demişiz. Bazen de öyle bir kalkmışız ki, “ölmek bize göre değildir, olmalıyız ve oldurmalıyız!” demişiz. Olmuş ve oldurmuşuzdur da…

 

Şimdi yine omuzlarımızda, dizlerimizi zorlayan ağırlıklar var. Biz millet olarak bu ağırlıkları da paylaşarak taşımak zorundayız. Biz de üzerimize düşeni yapmazsak zulümle dolan dünyanın kıyametini hızlandırmaktan başka bir şey yapmamış oluruz. Ben, özel ve övülen bir millet olduğumuza ve tüm dünyanın bize her zamankinden çok ihtiyacı olduğuna inanıyorum. Bu görev çok ağır gelebilir, bazı ağırlıklardan kurtulmak gerekebilir. Bunun için toplum olarak üzerimizden, omuzlarımızdan atmamız gereken sadece ölü toprağıdır.

 

Yine ayete referans verecek olursak söz konusu görev bizim için başarılamayacak bir görev değildir. Ayetin bireye hitap etmesi de bizi aldatmasın, ne de olsa toplum bireylerden oluşur.     

 

Süleyman S. Aras

Yorum yaz!

5.4.2008 - blog ekle

Yazan: hitblogcu
yeni hitblogcu sitemiz hizmete girmiştir. siz de blogunuzu ekleyiniz.
ayrıca www.blog54.blogcu.com sitemizi ziyaret ediniz.
başarılar.

Süleyman S. Aras'ın notu: Ziyaretiniz ve nazik davetiniz için teşekkür ederim. Ben de size başarılar dilerim.

Düzenleyen suleymanaras gün: 5.4.2008 saat: 12:26
Bağlantı

12.4.2008 - tşk

Yazan: nikimyokbenim
Son zamanlarda az kalsın ben de bu gaflete düşmek üzereydim.
Rahman rahmetiyle yazınızı göstertti. Kendime geldim tekrar.
Teşekkür ederim. Yine etkili bir yazı...

Kaleminizin sağlamlığının daimi olması dileğiyle.
Bağlantı

19.4.2008 - ...

Yazan: www.arzu-hal.blogspot.com
"Ey Rabbimiz, bize bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Ey Rabbimiz, bize gücümüzün yetmeyeceği yükü de yükleme! Bağışla bizi, mağfiret et bizi, rahmet et bize! Sensin bizim Mevlamız, kâfir kavimlere karşı yardım et bize."

Süleyman S. Aras: "Amin."

Düzenleyen suleymanaras gün: 19.4.2008 saat: 23:42
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->
*** - Bu Blogun İçeriğinin Telifi Hakkında - ***

Bu blogda yer alan yazıların tamamının telif hakkı Süleyman S. Aras'a aittir. Blog içeriğinin telif hakkı dünya-ahiret-vicdan üçgeninde korunmaktadır.

NurluYuz Page copy protected against web site content infringement by Copyscape
Hakkımda
Sanal aleme ve sanal alemdeki herkese "açık" ve "natık"; dinleme ve saygı gösterme erdemi gösteremeyen gerçek insanlara ise "ketum" olan... "Sen" de sanal alemde olduğun için "sana" da konuşan...
Page copy protected against web site content infringement by Copyscape

İletişim

suleymanaras25@gmail.com

Neler Var?

  • Alternatif Sozluk
  • Anlam Buhranlari
  • Benden Siirler
  • Din
  • Kategori Kabul Etmeyenler
  • Son Yazılarım

    Yeni Jenerasyon Kadın Erkekten Daha Kaba*
    Tuncay Özkan Sadece Kanaltürk'ü mü Sattı?
    2008 Blog Ödülleri ve Blog Konferansı
    Hangi Hukuk, Hangi Savcı, Hangi Hâkim?
    Doğan Grubu'nun Pornografi Günahı
    1 Mayıs ve Kurulu Saatler
    Hüseyin Üzmez Olayı ve Hz. Aişe'nin Evlilik Yaşı
    Onur Öymen’in Üç Günü
    Urun Hakan Şükür’e
    Tekbir Giyim Tarzı Deformasyon
    Güneşin Batıdan Doğmasını Beklemek
    İyi ki Doğmuşum!
    İstanbullu Bedava Gazeteyi Hak Ediyor mu?
    La Yükellifullahû Nefsen İlla Vüs’aha
    Not Ettik
    Paris Hilton’a Üşüşen Fareler ve Bin Çeşit Açlık
    Harakiri Çemberleri
    Kim Mağdur? Ünzile mi, Başak Aydıntuğ mu?
    Mim/Çocuk İstismarını Durdurun
    Çıplaklığa Methiye