24.4.2008 - Onur Öymen’in Üç Günü
1. Gün:
Dinozor beyinli, örümcek kafalı, faşist, statükocu, millet düşmanı (CHP’li) Onur Öymen bir Amerikan gazetesine (McClacthy grubundan Gazeteci Dion Nissenbaum’a) bir röportaj verir. Röportajında, başörtüsünü Almanların Nazi, İtalyanların ise Mussolini dönemindeki üniformalarıyla veya bu diktatörlerin taraftarlarının giydiği gömleklerle bir tutarak “başörtüsü de faşist gömleğidir.” der. Her nasılsa çok geçmeden Hürriyet gazetesi bu haberi Türk kamuoyu ile paylaşır. Hürriyet’in başlığı Onur Öymen’in ağzından: “Türban da faşist gömleği gibi”
2. Gün:
Onur Öymen Vakit gazetesine bir açıklama yaparak başörtüsüne faşist gömleği benzetmesi yapmadığını söyler ve Hürriyet’i (nasıl bir cesaret ise) kaos çıkarmaya çalışmakla suçlar. Bu beyanat Vakit’te yayınlanınca bu sefer Hürriyet gazetesi Onur Öymen’i arayarak Vakit’e böyle bir beyanat verip vermediği yönünde kendisini sorguya çeker. İşin renginin değiştiğini anlayan ve renkten renge giren Onur Öymen bu sefer Vakit’i yalanlar. Vakit gazetesi Onur Öymen’in açıklamasının deşifresini yayınlar. Son çare olarak kıvırma seanslarına başlayan Onur Öymen, özür dilemek yerine, Amerikalı gazetecinin, açıklamalarını çarpıttığını belirterek işin içinden sıyrılmaya çalışır.
Allah'ım bu nasıl bir çelişkidir? Nasıl bir kendi kendini rezil-rüsva etmedir? Acaba Onur Öymen'in ömünden kaç yıl gitti? Belki de hiç umursamamıştır. Kim bilir... Bu jenerasyon böyle değil mi?
3. Gün:
Amerikalı gazeteci Dion Nissenbaum, sitesinde, Onur Öymen’in röportajının hem deşifresini hem de ses kaydını yayınlar. Onur Öymen’in doğal olan turp rengi suratı iyice kızılla kara arası bir renge döner. “Yüz karası” deyimi, icat edildiği günden beri ilk defa bu kadar işe yarar.
Üçüncü günden sonra, üç günden önceki Onur Öymen ne ise yine odur. İsmiyle alakası olmayan bir halde insanların yüzüne bakma cesareti göstererek yaşamayı sürdürmektedir.
Süleyman S. Aras

|