UMUT - Süleyman S. Aras

20.3.2008 - Akışı Bozan Cümleler

Soru:

Herhangi bir yazıda hangi cümleler statik düşüncenin akışını bozarak fena halde can sıkmaktadır?

 

A) Ezber bozan cümleler.

B) Statükoya aykırı cümleler.

C) “Gak, guk” değil “hak, hukuk” diyen cümleler.

Ç) “Senin okuduğun okulda bunları da öğrenmeye imkân var mı?” dedirten cümleler.

D) Yaşından-başından, kılığından-kıyafetinden beklenmeyen, beklenmediği için de anıda dumura uğratan cümleler.

E) Yürek hoplatan cümleler.

F) Sahibinin yüzünü kızartmayan cümleler.

G) Pazara; iplik, kirli çamaşır türünden tekstil ürünleri çıkaran cümleler.

Ğ) Alternatif sunan cümleler.

H) Kolaycı değil kolaylaştırıcı cümleler.

I) Hadsize haddini bildiren cümleler.

İ) Dövmekten beter eden cümleler.

J) Cüzdana değil vicdana hitap eden cümleler.

K) İstikbal değil istiklal peşinde koşan cümleler.

L) Hepsi

 

Elbette ezber (pardon akışı) bozan cümleler bunlarla sınırlı olamaz. Benim aklıma ilk etapta bunlar geldi. Okurlarımla paylaşmak istedim.

 

Süleyman S. Aras

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Arkadaşına Gönder


5.10.2007 - Baba, Oğul, Torun Aynı Anda Askerlik

Yazıya geçmeden önce bu açıklamayı yapmam gerekir. Aşağıda size aktaracağım yazıyı bana, birkaç yıl önce bir arkadaşım e-posta ile göndermişti. Belirttiğine göre yazıda anlatılanlar gerçekten yaşanmıştı. İşin bu yönünü bilmiyorum.

 

Esas belirtmek istediğim, yazı bana ait değildir. Alıntı yapmayı sevmesem de ilginç ve biraz karmaşık bir hikâye olduğu için paylaşmak istedim. Bakalım sen de beğenecek misin? 

 

“DİLEKÇEMDİR

 

Saygıdeğer Hâkim Bey;

 

Saygılarımla size açıklama özürlülüğümü kullanarak bazı şeyleri bildirmek istiyorum. Umarım bu durumu en kısa zamanda açıklığa kavuşturursunuz. Şu günlerde askerliğe çağırılacağım. Yaşım 24 ve 44 yaşında bir dul bayanla evlendim, kendisinin de bir kızı var; 25 yaşında. Babam ise bahsettiğim bu kız ile evlendi. Böylelikle babam, karımın kızı (yani benim üvey kızım) ile evlendiği için damadım olmuş oldu. Bunun üzerine kızım da, babamla evlendiği için üvey annem olmuş oldu.

 

Eşimin ve benim geçen yıl bir oğlumuz oldu. Oğlum eşimin kızının erkek kardeşi oldu, aynı zamanda babamın da eniştesi… Bir de üvey annemin erkek kardeşi olduğu için dayım oldu. Anlayacağınız benim oğlum benim dayım oldu. Babamın eşi sene sonunda dünyaya bir erkek çocuğu getirdi. O da babamın oğlu olduğu için benim de erkek kardeşim ve de kızımın oğlu olduğu için de torunum oldu. Yani ben torunumun erkek kardeşiyim. Ayrıca bir annenin evladının babası eşi olduğuna göre ben de eşimin kızının babasıyım ve de kızımın erkek çocuğunun erkek kardeşiyim. Kısacası kendimin büyükbabasıyım.

 

Sayın Hâkim Bey; sizden rica ederim; beni askerlik görevinden muaf tutun. Siz de biliyorsunuz ki, kanunlarımıza göre baba, oğul ve torun aynı zamanda askerlik yapamazlar.

 

Saygılarımla…

 

Hakan …………”

 

Süleyman S. Aras

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Arkadaşına Gönder


4.10.2007 - Kapıdan Satış

Kapıdan satış denince aklınıza ne geliyor? Hepimizin bildiği kapıdan satışın dışında başka kapıdan satış yöntemleri var. Onların birkaçını paylaşmak istedim.

 

1.-

Hem büyük şehirlerde hem de kasaba ve köylerde, “her şeye en ucuza (neredeyse bedava) nasıl sahip olabilirim” duygusuyla yaşayan insanların bu masum hallerini istismar edip evlerinin kapısına kadar gelen satıcıların yaptığı satış şekli.

 

Bu satış yönteminde müşteri çeşitli dalaverelerle kandırılır. Ancak tek suçlu satıcı değildir. Suçun büyüğü alıcıdadır. Kapıdan satışın sakıncaları bilinmesine, aynı ürünün mağazada daha pahalı olmasının tek sebebinin kaliteli olmasından kaynaklanmasına, kapıdan satışta çekilişle “size hava-cıva çıkacak” denmesine ve hava-cıva bile çıkmamasına rağmen insanımız ayağına gelen kırk yılın (kazıklanma) fırsatını tepmez. Bundan dolayı suçun büyüğü alıcıdadır.

 

Kapıdan alınan ürünlerin erken bozulması, bozulunca servisinin, iade kabul edecek satış noktasının olmaması da cabası.

 

2.-

Herhangi bir makama arzuhal için gitmeye karar verilir. Heyet kurulur ve bir heyet başı seçilir. Makamın kapısına gelinir; kapı çalınır, açılır. Tam içeri girilirken heyet, heyet başını oracıkta bıraktığı gibi gerisin geriye topuklar.

 

Bu şekilde olan “kapıdan satış” ile ilgili Nasrettin Hoca fıkrası meşhurdur. (Bu fıkrayı bilmeyenler bilenlere ısrarla anlattırsın) Aynı yöntemle kapıdan satış olayına, okuldayken müdürün kapısının önünde ben de maruz kalmıştım.

 

3.-

Sık sık rastladığımız kapıdan satış yöntemlerinden biri de dükkânının kapısına çaprazlama yaslanan ve ellerini koynunda bağlayan esnafımızın satışıdır. İşler kesat gittiği için sadece turşu satmaktadır. (bu sonuç yüz ifadesinden kolayca belli olur) Onu öyle gören müşteri ya yolunu değiştirir başka dükkâna gider ya da alışverişini bir süre daha erteler.

 

Esnafımız kapıdan satış yapmaya devam eder.

 

Süleyman S. Aras

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Arkadaşına Gönder


3.10.2007 - Yetkili

Kesinlikle boş bir yazı değil. Tekerleme de değil. Ben, aşağıda yer alan cümleyi kurgularken (kimine göre "doğrusu" uydururken olacak) ilk önce, aklıma gelen espritüel bir cümle olduğunu düşündüm. Ancak detaylı düşününce içi doldurulabilecek enteresan bir cümle olduğunu fark ettim. Buyrun siz de inceleyin:

 

"Herhangi bir açıklama yapmaya bir yetkisi olmayan bir yetkili, yaptığı bir açıklamada, herhangi bir açıklama yapmaya bir yetkisi olmadığını açıkladı."

 

Süleyman S. Aras

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Arkadaşına Gönder


2.10.2007 - Ölümü Gör

Sevdiğiniz ve sizin onu sevdiğinizi bilen (veya sevmediğiniz halde sevdiğinizi zanneden) biri sizden bir şey ister. Bu herhangi bir şey olabilir. Bu şey lehinize de aleyhinize de olabilir. Her neyse. Bazen yapmak istemezsiniz. İlla da yapmanız gerekiyor ya, sevdiğiniz kişi hemen “ölümü gör n’olur” diye yalvarmaya başlar. Fakat genelde yalvaran kişinin o anda “ölümü gör” derken bu cümlenin hangi anlamını kastettiği tahmin edilemez. Bu cümlenin, benim bildiğim üç anlamı vardır:

 

1.-

“Yapmazsan (sırf dediğim şeyi yapmadığın için) öleyim, sen de benim ölümü gör ve vicdan azabından kahrol” anlamında kullanılır. “Ölümü” gör.

 

2.-

Beddua olarak kullanılır. Şöyle ki, “eğer dediğim şeyi yapmazsan ölüm denen şeyi gör. Ölümü yaşa. Zaten bir işe yaramıyorsun; öl!” anlamında kullanılır. “Ölüm”ü gör.

 

3.-

Afrika’nın balta girmemiş ormanlarında yaşayan ve adı “Mü” olan bir hayvandan bahsedilir. Kedisi çok korkunç olan bu hayvanın ölüsü ise olağanüstü korkunç olmakta ve bu hayvanın ölüsünü gören her insan kısa veya uzun süreli bilinç kaybına uğramaktadır. Dolayısıyla bu, söz konusu masum(!) cümle şu anlamda kullanılmış oluyor: Ölü “Mü” gör.

 

Süleyman S. Aras

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Arkadaşına Gönder


<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->
*** - Bu Blogun İçeriğinin Telifi Hakkında - ***

Bu blogda yer alan yazıların tamamının telif hakkı Süleyman S. Aras'a aittir. Blog içeriğinin telif hakkı dünya-ahiret-vicdan üçgeninde korunmaktadır.

NurluYuz Page copy protected against web site content infringement by Copyscape
Hakkımda
Sanal aleme ve sanal alemdeki herkese "açık" ve "natık"; dinleme ve saygı gösterme erdemi gösteremeyen gerçek insanlara ise "ketum" olan... "Sen" de sanal alemde olduğun için "sana" da konuşan...
Page copy protected against web site content infringement by Copyscape

İletişim

suleymanaras25@gmail.com

Neler Var?

  • Alternatif Sozluk
  • Anlam Buhranlari
  • Benden Siirler
  • Din
  • Kategori Kabul Etmeyenler